Ahmet ATILMIŞ

Ahmet ATILMIŞ

Çalışmak ama severek,
Başarmak ama başkalarını ezerek değil,
Eğlenmek ama kimseyi rahatsız etmeden.
Herşey insan sağlığı ve onuru için ...

Anlamak...

Sosyal ve kültürel hayatımızda ahlakın, bilginin, görgünün, sanatın, edebiyatın, dinin, düşüncenin; kısaca ilişki biçimlerimizin ve yaşam tarzımızın yegâne belirleyicisi, üretim ve paylaşım biçimimizdir. İşte buna sosyoekonomik yapı diyoruz...

Sosyal ve kültürel hayatımızda ahlakın, bilginin, görgünün, sanatın, edebiyatın, dinin, düşüncenin; kısaca ilişki biçimlerimizin ve yaşam tarzımızın yegâne belirleyicisi, üretim ve paylaşım biçimimizdir. İşte buna sosyoekonomik yapı diyoruz... Bir başka deyişle, Küba’daki bir öğretmenle ABD’deki bir öğretmen benzer düşünceler içinde değildir. Afganistan’daki bir öğrenciyle Danimarka’daki bir öğrenci de aynı duygu ve düşünceler içinde değildir. Çin’deki öğrenci davranışları çok daha farklı şekillenmektedir. Bunları birbirinden farklı kılan şey, sosyoekonomik sistemdir, düzendir. Tarihin hangi diliminde olursa olsun, yer neresi olursa olsun, oradaki hayatı, orada var olan sosyoekonomik sistem belirler.

Bir şeyi anlamakta her defasında zorlanıyorum... Bütün dünyada dinler, köleci ve feodal dönemde yükseldi; o dönemde dinler hayatın merkezinde değildi ama hayata hükmediyorlardı. Ama artık hayatın merkezinde esasen kapitalizm var; yani daha çok para ve mal var. Onun üst aşaması olan emperyalizm var; yani sınır tanımaz sömürü, türlü entrika ve zorbalıklar var. Dinler kapitalizme ve emperyalizme ne söylüyor? Bugün dini merkeze koyan anlayışlar sanki büyük bir yanılsama içindedir diye düşünüyorum.

Neden öyle düşünüyorum?

Çünkü bütün dinler (bu arada tek tanrılı semavi dinleri kastediyorum) kendisine biat edenlere, iman edenlere korumacı yaklaşması gerekirken, kapitalizmin ne kadar azgın bir saldırıyla, önüne gelen her şeyi ve herkesi bozmak için abandığını bildiği hâlde, kapitalizme sadece İslamiyet’in faiz konusunda itirazı, karşı koyuşu vardır; ama bu ne kadar etkilidir, görüyoruz!

Ömer Muhtar dışında emperyalizme karşı koyuş hemen hemen yoktur... Hem yerde hem gökte her şeye şekil veren dindir deyip hem de yerde, gökte ne varsa bozan, sömüren, yozlaştıran, kana bulayan kirli kapitalizme ve emperyalizme karşı bir duruş sergilemeyeceksen olmaz! Bunu aklım ve bilincim kabul etmiyor, edemez...

Bugün de çıkar çatışmalarına kılıf olarak giydirilmeye çalışılan din, en başta İsrail-Filistin davası etrafında, Yemen-Suudi Arabistan, İran ve ABD arasında nasıl baş çelişkinin kaynağıymış gibi gösteriliyor; izliyoruz. Oysa bütün bu savaşlar, bugün büyük güçlerin pazar paylaşım hesaplarından başka bir şey değildir. İnanç konusu, maalesef bu hesapların halka gösterilen yüzüdür. Aslında bütün taraflar, inançları araçsallaştırmıştır. Sömürü ve yağmalamanın, rakibine karşı mevzi kazanmada araç olarak kullanmayacağı hiçbir değer yoktur. Demem o ki: Hayata gerçekçi bakmak istiyorsan olaylara bakarken, değerlendirirken, analiz ederken dur ve düşün... “Bu işin merkezinde kimlerin çıkarı var?” diye sorgula. Her zaman büyük resmi, arka planı görmeye, anlamaya çalış. Bütün dinler insanları iyiliğe davet eder. Dinler kendiliğinden masumdurlar; ama maalesef birileri onu hep kendi hesaplarına alet edegelmiştir...

Benim anlamadığım asıl mesele, dini çevrelerin bu duruma etkili bir itirazının olmamasıdır. Bu durumu “Kader!” kavramı içinde değerlendirdiği için olabilir mi? Bilemiyorum...

Ahmet ATILMIŞ | 09.10.2026 - aatilmis@hotmail.com