Acıoğlu: 'Ruhsal Engelliliğe Dayalı Ayrımcılık Türkiye’de Sosyal Politika Haline Geldi'
Haber Kategorisi: Gaziantep

Acıoğlu: 'Ruhsal Engelliliğe Dayalı Ayrımcılık Türkiye’de Sosyal Politika Haline Geldi'

Gaziantep Şizofreni Hastalıkları ve Yakınları Dayanışma Derneği Başkanı Serpil Acıoğlu, Türkiye'de ruhsal engelliliğe dayalı ayrımcılığın artık bir sosyal politika haline geldiğini savunarak, bu durumun toplumun şizofreni ve bipolar hastalarına yönelik önyargılarını körüklediğini söyledi.

Acıoğlu, hastalık ataklarının ve krizlerinin profesyonel ve sistemli politikalar sayesinde öngörülebileceğini, önlenebileceğini ve yönetilebileceğini vurguladı.

"Damgalanmış kimlik sosyolojisi oluşuyor"

Dernek başkanı, Engelliler Hakkında Kanunu'nda damgalamanın "ruhsal engellileri ve yakınlarını olumsuz etkileyen çevre koşulu" olarak tanımlandığını hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu durum, ötekileştirilen ruhsal engelliler ve yakınlarını damgalanmış kimlik sosyolojisi haline getiriyor. Ruhsal engellileri ayrı tutan politikalar nedeniyle toplum olarak şizofreni ve bipolar hastalığının ruhsal engel olduğunu, bizlerin de ruhsal engelli olabileceğimizi ve damgalama yapmamamız gerektiğini öğrenmeden büyüyoruz."

Acıoğlu, ruhsal ve zihinsel engelliliğe ilişkin kavramlara hakaret, aşağılama, küçük görme, suç ve nefret atfettiklerini belirtti.

"Damgalama Türkiye'de meşru zemin buluyor"

Evrensel hukukta damgalamanın "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" ile "engelliliğe dayalı ayrımcılık" kapsamında suç sayıldığını ancak Türkiye'de meşru zemin bulduğunu ifade eden Acıoğlu, bunun devletin ruhsal engelli ve yakınlarının onursal eşitliğini ve hukuki kişiliğini korumadaki acziyetini ortaya koyduğunu söyledi.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, RTÜK, TİHEK, Kamu Görevlileri Etik Kurulu ve YÖK gibi kurumları ayrımcılıkla mücadelede paydaş olmaya çağıran Acıoğlu, bu kurumların sosyal politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Ruh sağlığı okuryazarlığı müfredata girmeli

Ruh sağlığı okuryazarlığının yanı sıra sağlık, medya, hukuk ve sivil toplum okuryazarlığının ortaöğretim ve yükseköğretim müfredatına dahil edilmesi gerektiğini belirten Acıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Ruhsal engellilerin atağı sırasında meydana gelen asayiş olayları öngörülebilir ve önlenebilir. Evrensel hukukta öngörülebilir ve önlenebilir fiilin hukuki sorumsuzluğu diye bir olgu yoktur. Hastaların atak döneminde cezai sorumluluğu olmadığı için sorumluluk devlete aittir."

Acıoğlu, bu durumu "insanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışının hayata geçirilememesi olarak nitelendirdi.

Hukuki süreç takip edilecek

Dernek olarak ruhsal engelliliğe dayalı ayrımcılık ve damgalama konusunda tüm kurumların hukuki ve idari sorumluluğunu Cumhurbaşkanlığı Gençlik ve Sosyal Politikalar Kurulu'na raporladıklarını aktaran Acıoğlu, Cumhurbaşkanı'nın iradeleri doğrultusunda hukuki süreçleri takip edeceklerini söyledi.

Gaziantep Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nin (TRSM) kapanma süreciyle ilgili olarak İçişleri, Adalet, Sağlık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile YÖK'ün incelemelerinin devam ettiğini de sözlerine ekledi