Milyonlarca gencin geleceğini belirleyen Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) 2026 yılı sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Ancak sonuçlar, beraberinde eğitimdeki derin çelişkileri ve sistemik sorunları da gün yüzüne çıkardı.
Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, açıklanan verileri değerlendirerek, sınavın yalnızca bireysel başarısızlıkları değil, yıllardır süregelen yapısal eşitsizliklerin birikimini de gösterdiğini vurguladı.
Sınava girmeyenlerin sayısı umutsuzluğu mu gösteriyor?
Parlakçı, sınava başvurduğu halde katılmayan aday sayısındaki yüksekliğe dikkat çekerek, bu tablonun gençlerin geleceğe dair umutsuzluğunun bir yansıması olduğunu söyledi. Buna göre:
-
TYT'de 170 bin 551,
-
AYT'de 154 bin 857,
-
Yabancı Dil Testi'nde ise 60 bin 370 aday,
başvurduğu hâlde sınav salonlarına gitmedi. Parlakçı, "Yüz binlerce genç, sınava hiç girmeksizin ya da üniversite kazansa bile kayıt yaptırmadan eğitim sisteminin dışına itiliyor" ifadelerini kullandı.
Eşitsizlikler görünmez kılınıyor
Başkan Parlakçı’nın en sert eleştirilerinden biri, ÖSYM’nin veri paylaşım politikasına yönelik oldu. ÖSYM’nin son dört yıldır adayların net ortalamalarını değil, yalnızca doğru cevap ortalamalarını açıkladığını hatırlatan Parlakçı, bölgesel dağılım verilerinin de yıllardır paylaşılmamasını “eğitimdeki coğrafi ve sınıfsal uçurumların örtbas edilmesi” olarak nitelendirdi.
Oysa, sonuçlardaki gerilemenin temelinde tam da bu eşitsizliklerin yıllar içinde katmanlaşması yatıyor. Parlakçı, "Sorunları görmemek, çözmek anlamına gelmez; aksine daha da derinleştirir" dedi.
"Her yeni adım sorunları büyütüyor"
Eğitim Sen Şube Başkanı, mevcut tablonun arkasında, eğitimi bilimsel ve pedagojik temellerden koparıp ideolojik saiklerle şekillendiren bir anlayışın bulunduğunu belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen, öğrenci ve uzman görüşlerini almadan hazırladığı müfredat değişikliklerine dikkat çeken Parlakçı, "Eleştirel düşünceyi ve sorgulama becerisini güçlendirmek yerine, eğitimi siyasi hedeflere göre biçimlendiren her düzenleme, kronik sorunları daha da ağırlaştırıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Sıfır çeken" adaylarda patlama
Sonuçların en çarpıcı verilerinden biri, sınav puanı hesaplanabilmesi için gereken asgari doğru cevap sayısına ulaşamayan adaylardaki artış oldu. Geçen yıl 40 bin 818 olan bu sayı, bu yıl 67 bin 87'ye fırladı – yani bir yılda 26 bin 269 kişilik olağanüstü bir yükseliş. Parlakçı, bu durumun bireysel başarısızlıkla açıklanamayacağını, sistemin çöküşünün açık bir işareti olduğunu söyledi.
MESEM ve piyasa kıskacındaki gençler
Parlakçı, mevcut politikaların faturasının en ağır biçimde dar gelirli ailelere kesildiğini vurguladı. Kamusal eğitimin daraltılmasıyla birlikte maddi olanakları kısıtlı milyonlarca çocuğun daha en baştan eşitsiz bir yarışa mahkûm edildiğini belirten Parlakçı, "Gençler, ucuz işgücü olarak görüldükleri MESEM'lere ve piyasanın insafına terk ediliyor. Yükseköğretim hayali daha baştan ellerinden alınıyor" dedi.
Doğru cevap ortalamaları dahi ürkütüyor
Açıklanan sınırlı veriler bile eğitimdeki kanamayı gözler önüne seriyor. TYT'nin 40 soruluk Temel Matematik testinde doğru cevap ortalaması yalnızca 6,4; 20 soruluk Fen Bilimleri'nde ise 3,9. Alan sınavlarında da durum farklı değil:
-
Matematik: 7,1
-
Fizik: 2,6
-
Kimya: 2,1
-
Felsefe grubu: 1,8
Parlakçı, yanlış cevapların doğruları götürdüğü dikkate alındığında, net ortalamalarının bu rakamların çok altında olduğunun açık olduğunu belirtti.
YKS verileri, sadece bir sınavın istatistikleri değil; eğitim sisteminin yönünü, gençlere biçilen rolü ve toplumsal eşitsizliklerin boyutunu gösteren aynadır. Eğitim Sen yetkilileri, bu tablonun değişmesi için bilimsel, katılımcı ve eşitlikçi bir eğitim politikasının şart olduğunu yineliyor.








