Zamlar vatandaşı korkuttu
Haber Kategorisi: Dünya

Zamlar vatandaşı korkuttu

Doğalgaz ve elektriğe gelen rekor zam çalışanı ve emeklisiyle toplumun çoğunluğunu oluşturan dar gelirli yurttaşta büyük endişe yarattı. Bu zamlar milyonlarca yurttaşın içinde bulunduğu şartları daha da katlanılmaz kılacak. Onlar için karakış erken başladı. Zamlar aydınlatma ve ısınma faturalarıyla sınırlı kalmayacak. Tüm kalemlere fiyat artışı yansıyacak. Emekçinin kendi ücretiyle bu zor dönemi aşması mümkün değil. Eğitim, sağlık, ulaşım, barınma kalemlerinde destek şart.

Bir yandan tarihin en yüksek enflasyonu, diğer yandan sürekli artan işsizlik ve daha da kötüsü 21. yüzyılın en büyük gelir adaletsizliği yaşanıyor. Sermaye sürekli şiştikçe şişiyor, semirdikçe semiriyor. İktidar, kamunun tüm kaynağını “istihdam ve büyüme” gerekçesi ile zenginlerin önüne sermeye devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan halkın içinde bulunduğu bu koşullar altında dahi “dünyanın girdiği ekonomik krizi fırsata çevireceğiz” sözlerini sarf edebiliyor. Bakan Nebati “enflasyon kontrol altında, göstergeler iyi noktaya doğru ilerliyor” demeye devam ediyor. Yani milyonların yaşadığı büyük yoksulluğa kör ve sağır bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu durumun yakın bir zaman içinde değişme durumu da yok.

 

Sonbaharın ilk günleri. AKP iktidarının tüm yetkililerinin ağız birliği ederek tüm ekonomik göstergeler için kurtarıcı olacak yaz bitti. Ne turizm geliri ne tarım gelirinde hedef tutmadı. Bırakın hedefi tutturmayı koca yaz boyunca yurttaş ucuz gıdaya bile ulaşamadı. Uzun yıllar sonrası ilk kez yaz aylarında meyve sebze fiyatlarında artış ivmesi yukarıya doğru yaşandı.

İKTİDARIN KEYFİNE MECBUR DEĞİLİZ

Kara kış kapıda. Soğuklardan önce içimizi ürperten zam haberleri geldi. Doğalgaz ve elektrik bu yıl içinde dördüncü kez zam gördü. Hem de çift rakamlı zamlardan. Ama soğuklardan önce sırada eğitim ve barınma var. 12 Eylül’de ilk ve orta öğretim için okul zili çalacak. Milyonlarca aile daha şimdiden defter, giysi ve kırtasiye masrafını düşünmeye başladı. İki çocuklu aile için en az bir asgari ücret okuldan içeri adım atarken bitti. Bunun üzerine servis ve yemek parasını eklemiyoruz bile.

Bir hanede üniversite öğrencisi varsa bu genç şehir dışında okuyorsa durum çok daha kötü. Ulaşımdan barınmaya her kalemin ince ince düşünüleceği bir yıl onları bekliyor.

Bölüşümde yaşanan büyük adaletsizlik ise iktidarın nasıl bir tercihte bulunduğunu gösteriyor. Kriz dönemlerinde bankalar dahil tüm finans kesimi büyüyorsa, parası olan zenginleşiyorsa bununla birlikte daha çok çalışan milyonlarca emekçi yoksullaşıyorsa ortada kocaman bir yanlışlık var.

 

Her şeyden önce kamunun âli görevi her gün daha da yoksullaşan milyonların sorunlarına odaklanmaktır. Sağlık, eğitim, ulaşım, barınma, ısınma gibi temel insan hakkı olan konularda bile kılını kıpırdatmayan iktidar söz konusu sermaye olunca aslan kesiliyor.

Yapılacak belli. En temel insan hakkı olan bu ihtiyaçların kamu tarafından karşılanması için talepleri yükseltirken daha iyi bir ücret ve çalışma koşulları için mücadele etmek acil bir görev olarak duruyor. Kimsenin keyfine bırakmadan istemek ve almak gerekiyor.

 

Yoksa kış ayları boyunca çok fazla hazin olay anlatır dururuz. Geç kalmadan hemen şimdi haklarımız için adım atmalıyız.

AKP iktidarı krizin faturasını yurttaşa yıkmakta kararlı. Tüm dünya yurttaşını krize karşı korumaya yönelik çözümler ararken Erdoğan kabinesi açığı, yurttaşın ödeyeceği zamlı doğalgaz ve elektrik faturalarıyla kapatmayı düşünüyor.

Üstelik bu zamlar sadece aydınlanma ve ısınma faturalarına yansımayacak. İğneden ipliğe her ürünün fiyatı artacak. Yurttaşın bu sürecin üstesinden sadece kendi gelirleri ile gelmesi mümkün değil. Uzmanlar, kış öncesi yapılan bu zammın zor durumda olan milyonlarca yurttaş için yıkım anlamına geleceğini söylüyor.

 

Gece yarısı gelen zammın ardından hükümet yetkilileri tek kelime etmedi. Muhtemeldir ki APDK tarafından yapılan açıklamada olduğu gibi zammı yurtdışı gelişmelerine bağlayacaklardır. Ama bu duru yurttaşın yaşayacağı yıkımı değiştirmiyor.

ÜCRETLER DÜŞÜYOR HARCAMA ARTIYOR

Zam kararının resmi gazetede yayınlamasıyla birlikte toplumun birçok noktasından tepki gecikmedi. Akademisyenler uygulanan ekonomik politikalardan sonra zammın kimse için sürpriz olmadığının altını çizdi.

BirGün’e konuşan Prof. Dr. Burak Arzova bu zamların yurttaş tarafından karşılamasının mümkün olmadığını ifade ederken yaşanan yüksek enflasyona ve alım gücünün her geçen gün düşmesine işaret etti. Arzova, “Sabit ücretlilerin geliri tarihi düşüşte. Toplumun büyük kesimi asgari ücret ve asgari ücrete yakın ücretlerle çalışıyor. Gelen bu zamlar en çok hane halkını ve kendini enflasyona karşı koruyamayan kesimi zorlayacaktır. Okulların açılacağı dönem yaklaştı, kış geliyor bunlar harcamaları da artıran hazırlıkları beraberinde getiriyor” diye konuştu.

Elektrik ve doğalgaz ücretlerinde özellikle sanayi alanında görülen malyet artışına dikkat çeken Arzova, “Bu kadar yüksek maliyetlerle üretim yapılması enflasyonu daha da artıracaktır. Sanayi ve hizmetten kaynaklanan tüm ihtiyaçlarda fiyat artışı göreceğiz. Zor bir kış olacak” dedi.

Ülkede çalışan kesimin temel ihtiyaçlar dışında nerdeyse her türlü tüketim alışkanlıklarından vazgeçtiğine işaret eden Burak Arzova, barınma, gıda ve ulaşım dışında giderlere para bile ayrılamadığı görüşünde. Bu koşullarda “tasarruf” kelimesinin de lugattan çıktığını söylüyor.

Evlerde tek odada oturma dönemin başlayacağını söyleyen Arzova, “Yurttaşları kartlar, krediler, ödenemeyen ve ertelenen borçlar bekliyor. En ufak bir üründen ısınmaya kadar her şeyi etkileyecek zamlardan söz ediyoruz. Yurttaşlar belki de tek odada oturmaya, ampul sayısını azaltmaya başlayacaklar” diye konuştu.

DOĞALGAZIN ETKİSİ AĞIR OLUR

Rusya ve Ukrayna arasında devam eden çatışma özellikle doğalgazın fiyatını belirsiz kılmaya devam ediyor. Türkiye bu gelişmeyi dövizde yaşanan artış nedeniyle katmerli yaşıyor. Dövizde yaşanan her artış enerji maliyetini de katlıyor.

Ekonomist Mustafa Sönmez Türk lirasının değer kaybıyla zamların daha yıkıcı bir şekilde hissedeceğini söylüyor. Sönmez, “Elektrik ve doğalgaz ithalata dayalı enerjiler. Türkiye her ay 7 milyar dolarlık enerji ithal ediyor. Dışa bağlı bir enerji sistemimiz var. Buna karşılık doların yükselmesi enerji fiyatlarındaki artışa neden oluyor. Geçtiğimiz ay alınan faiz indirme kararı sonucu doların yükselmesi ile enerji fiyatları daha da artmış oldu. Dolayısıyla Türkiye diğer ülkelerden yüzde 100 daha pahalıya enerji kullanıyor. Bu zamlar dövizin artmasıyla kaçınılmazdı, zamlar gelmeye de devam edecektir. İthalatın faturası budur” dedi.

Yurttaşın enerjide yapılan zamları sadece fatura olarak yaşamayacağına dikkat çeken Sönmez, “Enerji, halkı iki şekilde etkiliyor. Biri hane haklının doğrudan kullandığı ve eldeki bütçeyi doğrudan götüren ısınma ve elektrik harcamaları, diğeri ise satın alınan ürün ve hizmetlerin bütçeye yansımasıyla hissedilecek olan dolaylı etki” dedi.

Halkın zamlara karşı tek yapabileceği şeyin yaşam kalitesini aşağıya çekmek olduğunu söyleyen Mustafa Sönmez “Gün geçtikçe yoksullaşan halk ısınma ve elektrikten tasarruf yoluna gidecek ya da eğitim, sağlık gibi hizmetlerden kısarak yaşamını devam ettirecek” diye konuştu.

BU FATURALARI EMEKÇİ ÖDEYEMEZ

İktidarın ‘bütçeden BOTAŞ’ı sübvanse ediyorum’ söylemine de işaret eden ekonomist Sönmez, bu desteğin yurttaş için çok şey ifade etmediğinin altını çizdi.

Gün geçtikçe yoksullaşan ve gelir kaybına uğrayan toplumun geniş kesimi için mutlaka yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı: “Alt gelir grubuna daha düşük bir tarife uygulanmasını talep etmek gerekir. Bu da bütçede yeni bir transfer anlamına geliyor. Varlıklı kesimi kaybetmek istemeyen iktidarın bunu yapmayı ne kadar isteyeceği de ortada.

Geçen gün TÜİK’in açıkladığı verilere gelecek olursak, pasta büyüdü. Ancak pastanın paylaşımı adil değil. Düşük ve asgari ücretlilerin bu tabloyla başa çıkabilmesi mümkün değil. Hızlı bir çözüm gelmedikçe işgücü kesimi bu zamlardan en çok etkilenecek ve zamlar sonucu en çok zorlanacak kesim olacaktır.

BirGün