İSİG’in Eylül raporuna göre yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi yaşamını yitirdi. Eylül’deki ölüm sayısı 226 oldu. Raporda çocuk işçiliği, MESEM modeli ve yoksullaşmanın iş güvenliği üzerindeki etkisi öne çıktı.
Türkiye’de iş cinayetlerinde çarpıcı bir eşik aşıldı. İSİG’in Eylül ayı raporuna göre, 2013’ten bu yana ilk kez üst üste beş ayda iş kaynaklı ölüm sayısı 200’ün üzerine çıktı. Eylül ayında en az 226 işçi hayatını kaybederken, yılın ilk dokuz ayındaki toplam ölüm en az 1736 olarak kaydedildi.
Aylara göre dağılım, tablonun yıl boyunca ağırlaştığını gösteriyor: Ocak’ta 155, Şubat’ta 129, Mart’ta 151, Nisan’da 190, Mayıs’ta 214, Haziran’da 228, Temmuz’da 216, Ağustos’ta 227 ve Eylül’de 226 işçi ölümü yaşandı.
Eylül ayında iş cinayetleri Türkiye’nin 62 ilinde ve yurt dışında altı ülkede kaydedildi. En fazla ölüm 39 işçiyle İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’u 9 ölümle Gaziantep, 8’er ölümle Ankara ve Şanlıurfa, 7’şer ölümle Düzce ve Manisa, 6’şar ölümle Samsun ve Trabzon izledi.
Çocuk işçiliği ve MESEM vurgusu
Raporun dikkat çeken başlıklarından biri çocuk işçiliği oldu. Yılın ilk dokuz ayında en az 66 çocuk işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği belirtildi. İSİG, MESEM modelinin çocuk emeğini düşük maliyetli, güvencesiz ve denetimsiz biçimde üretime dahil etmenin kurumsal ve yasal aracı haline geldiğini savundu. Rapora göre tartışılması gereken yalnızca denetim eksikliği değil; çocuk emeğini işgücü piyasasının olağan bir parçası haline getiren modelin kendisi.
Çocuk işçiliğinin tarım, küçük işletmeler, sanayi siteleri ve mevsimlik işler gibi kayıt dışılığın yoğun olduğu alanlarda yaygınlaştığı vurgulandı. MESEM gibi kayıt altına alınan ve eğitim adı altında yürütülen bir modelde bile ağır çalışma koşulları, iş kazaları ve ölümler yaşanıyorsa, kayıt dışı alanlarda çocukların karşı karşıya olduğu riskin çok daha büyük olduğu ifade edildi.
Yoksullaşma da bir iş güvenliği sorunu
Raporda, Eylül ayında yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’ın emekçiler açısından gelir kaybı ve yoksullaşma anlamına geldiği belirtildi. Reel gelirlerin gerilemesi ve geçim koşullarının zorlaşması işçileri daha uzun çalışmaya, fazla mesaiye, ikinci işe ve kayıt dışı-güvencesiz çalışma biçimlerine itiyor. Artan işsizlik ise işçilerin tehlikeli çalışma koşullarına itiraz etme gücünü zayıflatıyor. Bu nedenle yoksullaşmanın kendisi de doğrudan bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu olarak ele alınmalı.
Eylül’de işkolları ve yaş grupları
Eylül ayında işkollarına göre en fazla ölüm inşaat/yol işkolunda yaşandı: 50 işçi. Tarım/orman işkolunda 45 emekçi (23 işçi ve 22 çiftçi), taşımacılıkta 28, belediye/genel işlerde 16, gemi/tersane/deniz/liman işkolunda 15, ticaret/büro/eğitim/sinema işkolunda 10, konaklama/eğlence işkolunda 9, madencilikte 7, petro-kimya/lastik, tekstil/deri ve metal işkollarında 6’şar işçi hayatını kaybetti. Gıda/şeker ve savunma/güvenlik işkollarında 4’er, ağaç/kağıt, çimento/toprak/cam ve enerji işkollarında 3’er, iletişim ile sağlık/sosyal hizmetler işkollarında 1’er ölüm kaydedildi. İşkolu belirlenemeyen 9 işçi de yaşamını yitirdi.
Yaş dağılımına bakıldığında Eylül’de 14 yaş ve altında 5 çocuk işçi, 15-17 yaş arasında 3 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arasında 41 işçi, 30-49 yaş arasında 77 işçi, 50-64 yaş arasında 75 işçi, 65 yaş ve üstünde 11 işçi hayatını kaybetti. Yaşı bilinmeyen 14 işçi de rapora yansıdı.
Rapor, iş cinayetlerindeki artışın yalnızca bireysel kazalarla değil; yoksulluk, kayıt dışılık, güvencesizlik ve çocuk emeğinin kurumsallaşmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.








