Sağlık sisteminin temel taşlarından Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde 9 Nisan 2026'da yapılan değişiklikler, sağlık camiasında tartışma yarattı. Aile sağlığı merkezlerinin çalışma koşullarından güvenlik uygulamalarına kadar birçok maddeyi içeren düzenlemeye AHESEN'den sert tepki geldi.
Yeni yönetmelikle birlikte esnek mesai uygulamasından uzaktan sağlık hizmetlerine, aile sağlığı merkezlerindeki demirbaş düzenlemelerinden kamera sistemi zorunluluğuna kadar birçok başlık yeniden düzenlendi. Ancak özellikle ortak alan malzemelerinin kamu malı sayılması hükmü, aile hekimlerinin en çok eleştirdiği maddelerin başında geliyor.
Yönetmelikte neler değişti?
9 Nisan 2026 tarihli düzenlemeyle aile hekimliği sisteminde şu yenilikler hayata geçirildi:
-
Aile sağlığı merkezlerinin gruplandırılmasında uygulanan esnek mesai şartı kaldırıldı.
-
Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan hastaların kayıtlarının başka merkeze alınabilmesine imkân tanıyan madde eklendi.
-
Uzaktan sağlık hizmeti uygulamasına ilişkin yeni düzenleme getirildi.
-
Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen Aile Hekimliği Bilgi Sistemi'nin (AHBS) kullanımı zorunlu hale geldi.
-
Görevlendirme veya vekâlet durumlarında, yerine bakılan birimin tüm işlerinden sorumlu olunacağı açıkça belirtildi.
-
Aile sağlığı merkezlerinde yangına karşı tüm tedbirleri alma sorumluluğu aile hekimlerine verildi.
-
ASM'lerdeki ortak alan demirbaşlarının kamu malı sayılacağı hükmü getirildi.
-
Her 5 aile hekimliği birimi için aşı odası ve gebe izlem odası zorunluluğu getirildi.
-
D grubu aile sağlığı merkezleri için kamera sistemi kurulması şartı eklendi.
AHESEN'den sert tepki: "Kamu malı düzenlemesi haksızlık"
Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, yönetmelikte yer alan demirbaş düzenlemesinin ciddi bir haksızlık içerdiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bakanlık bu düzenlemeyle aile hekimlerinin kendi cebinden aldığı malzemelere de kamu malı diyebiliyor. Oysa aile hekimlerine cari gider adı altında verilen ödenek; kira, personel maaşları, muhasebe giderleri, faturalar ve tıbbi sarf malzemeleri gibi sürekli harcamalar için kullanılmaktadır. Üstelik mevcut enflasyon koşullarında bu ödenek zaten birçok aile sağlığı merkezinde yetersiz kalmaktadır."
Kandemir'e göre kamu malı sayılabilmesi için söz konusu malzemelerin Bakanlık tarafından satın alınmış ve resmî demirbaş kaydına geçirilmiş olması gerekiyor.
"Önce satıldı, şimdi kamu malı deniyor"
Kandemir, aile hekimliği sisteminin ilk kurulduğu dönemde sağlık ocaklarından kalan birçok ekipmanın aile hekimlerine ücret karşılığında satıldığını hatırlatarak mevcut düzenlemenin çelişkili olduğunu söyledi:
"Bakanlık, aile hekimliği sisteminin ilk yıllarında sağlık ocaklarından kalan malzemeleri aile hekimlerine ücret karşılığında sattı. Şimdi aynı malzemeler için 'kamu malı' denilerek el konulmaya çalışılıyor. Bu yaklaşım kabul edilemez."
"Aile hekimleri artık ASM kurmaya cesaret edemez"
Sendikaya göre yeni düzenleme, aile hekimlerinin kendi imkânlarıyla kurdukları aile sağlığı merkezlerini de olumsuz etkileyebilir. Özellikle "sanal ASM" olarak bilinen ve bina tahsisi yapılmadan açılan merkezlerde tüm kurulum maliyetinin hekimler tarafından karşılandığını belirten Kandemir şunları söyledi:
"Aile hekimleri birçok yerde aile sağlığı merkezlerinin tadilatını, mobilyasını ve tüm ekipmanını kendi bütçesiyle karşılayarak hizmet veriyor. Eğer yapılan tüm yatırımların sonunda bu malzemelere 'kamu malı' denilecekse, bundan sonra hiçbir aile hekimi kendi cebinden harcama yaparak ASM kurmaz."
"ASM'leri Bakanlık kurmalı"
AHESEN'e göre çözüm, aile sağlığı merkezlerinin altyapısının doğrudan kamu tarafından kurulması. Kandemir, "Eğer tüm demirbaşların kamuya ait olacağı söyleniyorsa, o hâlde aile sağlığı merkezlerini de Sağlık Bakanlığı kurmalı ve hekimlere hazır şekilde teslim etmelidir. Ancak bugüne kadar kredi çekerek, kendi imkânlarıyla ASM kuran hekimlerin mülkiyet hakkı da gasp edilmemelidir" dedi.
Dr. Ahmet Kandemir, aile hekimliği sisteminin Türkiye'de sağlık hizmetlerinin ilk başvuru noktası olduğunu vurgularken, yönetmelik değişikliklerinin hem sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını hem de vatandaşların hizmete erişimini doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti. Sendika, değişikliklerin sahadaki hekimler ve sağlık çalışanlarının görüşleri alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.








