Biz ve bizim gibi ülkelerin insanlarında eziklik oranı haddinden çok fazla. Hayatın ve doğanın acımasızlığı, güçlünün vicdansızlığı ve cahilliği!
Biz ve bizim gibi ülkelerin insanlarında eziklik oranı haddinden çok fazla. Hayatın ve doğanın acımasızlığı, güçlünün vicdansızlığı ve cahilliği!
Yokluk, yoksulluk, arkasızlık, örgütsüzlük insanı zayıf hale getirir farkında olarak ya da olmayarak. Ezilen insan (kadın- erkek) bu durumdan kurtulmak ya da bu durumdan daha az zarar görmek ya da bu durumdan maddi manevi kazanımlar elde etmek için yalaka olurlar, yanar döner olurlar. Her türlü kötü şey olurlar ve bazıları bundan utanmak, arlanmak yerine kendilerini övecek durumlar bile yaratırlar. "Bak falanca benden fazla yağcılık yaptı ama benim yarım kadar bile bir kazanım elde edemedi" deyip yalakalıklarını yarıştırırlar. Uşaklık ve uşak zihniyetin altında yatan sosyolojide bu olsa gerek. Geri ve zayıf bırakılmış insanın kolay diye kabul ettiği "kurtuluş" yolu!..
Günümüzde irili ufaklı, kadınlı erkekli böyle çok insan görürsünüz etrafınızda.
Bizim gibi toplumların genel kumaşına işleyen bu durum çarpık kapitalist sistemle beraber sayıları katmerleşerek artan ve genel gerçekliğimizi zehirleyen, topyekûn gerilememizi sağlayan, tehlikeli bir hale gelmektedir.
Başta siyaset olmak üzere tüm kurumları mantar gibi saran bu hastalıklı süreç her devrin haksızını ve zalimini beslemeye devam ediyor, nereye kadar?
Toplumun bir bölümü baş eğmenin kurtuluş yolu olarak yasadışı işleri hırsızlığı, fuhuş ya da uyuşturucuyu seçiyor. Bir kısmı önüne gelen örgütlerin organizasyonların, yabancı istihbarat ağlarının pençesine düşüyor.
Gerçekte bir tek kurtuluş yolu var sınıfını bilmek ve seni ezenlerin sömürenlerin, seni güçsüz ve zayıf hale getirip hayatı sana zindan edenlerin tepesindeki emperyalistlere ve onların uzantılarını karşı gerçek mücadele verenlerin yanında olmak.
Okumak, sorgulamak, öğrenmek ve ilerlemek. Yerini, duruşunu doğru yerde oluşturmak. Gerisi cehalet, eziklik, yalakalık, onursuzluk. İnsan gibi yaşamanın ne olduğunu tatmamak, bilmemek ve öylece göçüp gitmek ne hazin!..
Ahmet ATILMIŞ | 02.02.2026 – aatilmis@hotmail.com








