Pandemi süreci Öğretmenlerin sorunlarını arttırdı!

0
618

Yaşadıkları sorunlar karşısında ortaklaşıyor eğitim emekçileri çözümde de ortaklaşıyor: Çekişmelere son verilerek, talepler için birlik olmak..

Pandemi ile beraber öğretmenlerin de sorunları arttı. Farklı branşlarda görev yapan, farklı sendikalara üye öğretmenlerin sorunları ise ortak. Uzaktan eğitim nedeniyle mesai saatinin ortadan kalkması, akşam saatlerine kadar süren dersler, bozulan aile düzeni, imkanı olmayan öğrencilerinin derslere katılamaması… Öğretmenler sorunların çözümü konusunda da ortaklaşıyor, çekişmelere son verilerek, talepler için birlik olmak gerekliliği.

Sincan ve Etimesgut ilçelerindeki okullarda görev yapan öğretmenlerle konuştuk. Görüştüğümüz öğretmenlerin biri Eğitim Sen, biri Eğitim Bir-Sen, üçü Eğitim-İş, biri ise Türk Eğitim Sen üyesi. Üç öğretmen ise sendikalı değil. Sincan’da konuştuğumuz Eğitim Sen üyesi sınıf öğretmenliği uzaktan eğitimle, eğitimin daha da adaletsiz hale geldiğini söyledi. 30 kişilik sınıfta sadece 12 öğrenciyle ders yapabildiğini anlatan öğretmen, yaşanan zorluklar yetmezmiş gibi bir de ek ders ücretlerinin kesilmesinin büyük haksızlık olduğunu söyledi. Öğretmen, uzaktan eğitimde yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlattı: “6 saat boyunca öğrencileri ekran karşısında tutmak hem çok zor hem de öğrencilerin pedogojik gelişimi açısından sorun. Ders saatlerinin fazlalığı kendi ailemiz içinde de sorun yaratmakta. Yemek, dinlenme ve kendi çocuklarımızın bakımı konusunda çok sorun yaşıyoruz. 6 ders aralıksız ders yapınca kendi çocuklarımla ilgilenme fırsatı bulamıyorum. 4 yaşındaki kızım ben dersteyken artık sebepsiz yere ağlıyor. Yeterince zaman ayıramıyorum, en önemli gereksinimi olan yemeği bile geçiştirmek zorunda kalıyorum. Sendikalar ders saatlerinin azaltılması, ek derslerin kesilmemesi ve internet, bilgisayar, tablet konusunda bir çare bulmak için sesimizi duyurabilir, kampanyalar düzenleyebilir.”

‘UZAKTAN EĞİTİM EK MASRAF GETİRDİ’

Sincan’da ortaokulda çalışan Eğitim-İş üyesi bir öğretmen ise ekonomik krizin faturasından kendilerine de çıkarıldığını dile getirdi. Uzaktan eğitimde ödev kontrolü ve çocuklarla birebir ilgilenme konusunda sorunlarla karşılaştıklarını söyleyen öğretmen, “Bu süreç velilere de maddi yük getirdi. İmkanı olmayan çocuklara en kısa sürede tablet internet bağlantısı sağlanmalı” diye konuştu.

Aynı sendikaya üye bir başka ortaokul öğretmeni, maaşlarının her yıl eridiğini dile getirdi. OECD ülkeleri arasında maaş anlamında çok geride kaldıklarını belirten öğretmen, uzaktan eğitim döneminin de ek masraf getirdiğine dikkat çekti: “Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilere gerekli teknolojik destek sağlanmadığı gibi öğretmenlere de sağlanmamıştır. Çoğu öğretmen evde çocuğu bilgisayar veya telefonu kullandığından ekstra masrafa ve borca girmiştir. Ayrıca uzaktan eğitim süreci ile mesai saati diye bir kavram kalmadı. Sürekli telefon ve mesaj trafiğine maruz kalındığı için yorgunluk daha da arttı.” Uzaktan eğitim sürecinde özel okul ve devlet okulları arasındaki uçurumun iyice açıldığına dikkat çeken öğretmen, “Bütün sendikaların siyasi görüşü bir kenara bırakıp öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleriyle toplu bir ses yükseltmeli, hukuki hakları sonuna kadar kullanmalı, birlik olmalıdır” dedi.

ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİLERİNİN OLUMSUZ ETKİLENDİ

Etimesgut’ta konuştuğumuz Türk Eğitim Sen üyesi bir öğretmen, çocukların EBA, dershane ve televizyon yayınları arasında sıkışıp kaldığını söyledi. Çocukların psikolojilerinin olumsuz etkilendiğini belirten öğretmen, öğrencilerin ikinci defa uzaktan eğitime dönerken bocaladığını dile getirdi. Akşam geç saatlere kadar konulan dersler nedeniyle aile düzenlerinin bozulduğunu ifade eden öğretmen, “Öğretmenler WhatsApp yüzünden hem öğrenci, hem veliye cevap verirken kendi çocuklarına zaman ayıramıyorlar” dedi.

SINIFIN YARISI DERS GÖREMİYOR

Bir ana sınıf öğretmeni ise şunları dile getirdi: “Bir yetişkin olarak o kadar ekran başında olmak bana zor geliyorsa çocuklar için daha zor. Koşup oynayacağı bir dönemde yıllarca zararlı olduğunu söylediğimiz ekranın başına oturtuyoruz ve sanki hiçbir şey yokmuş gibi bütün müfredattan sorumlu tutuyoruz. Tabi bir de bu ekran karşısında olanlar şanslı kesim. Bir de bilgisayarı, interneti hatta televizyonu olmayan bir kesim var ki; sayıları hiç de az değil. Kendi sınıfımda yarısından fazlası bu durumda. Hiçbir şey olmadan, öğrenmeden bomboş geçirilen bir yıl var şu anda. Bulaşıcılığı en düşük olduğu ilkokul devresi yüz yüze eğitime açılmalı. Tabii az öğrenci ile ders yapmak koşulu ile. Okullara temizlik için yeterli eleman ve malzeme gönderilmeli. Diğer yaş grupları için ücretsiz ise tablet ve internet desteği olmak zorunda.”

‘TÜM ÖĞRETMENLERİN BİR ARADA OLDUĞU BİR SENDİKA İSTİYORUM’

Okullarda öğretmenlerin çoğu herhangi bir sendikaya üye değil.

Sincan konuştuğumuz bir sınıf öğretmeni, bu süreçte kendilerine yapılan en büyük haksızlığın ek derslerin kesilmesi ve maaşların erimesi olduğunu söyledi. Pandemi boyunca ellerinden gelenin fazlasını yapan öğretmenlerin maaşlarının konuşulmasının bile büyük ayıp olduğunu belirten öğretmen, “Kaldı ki pandemi sürecinde en büyük yükü çeken sağlıkçılardan sonra öğretmenler oldu maalesef. Neticede tek derdimiz çocuklar ve yetiştireceğimiz müfredat değil. Veli, ailedeki imkansızlıklar, uzaktan eğitimde çocukların sınıf ortamındaki gibi dikkatli olamayışları… Uğraştığımız pek çok şey varken derslerimizi bile ne zaman vereceğimizin kararını bize bırakmayan bir bakanlığımız var ne yazık ki” diye konuştu.

Bu sorunlara karşı ne yapmak gerektiğini sorduğumuz öğretmen şu yanıt verdi: “Siyasi bir kalıba sokulmak istenmediğim için sendikalı değilim. Eğitim sendikasının amacı tüm öğretmen, öğrenci, veli ve gerektiğinde idarecilerin hakkını gözetip, eğitimle ilgili sorunlara çözüm bulması gerekirken bizde durum farklı ne yazık ki. Siyaset hep işin içinde. Ben tüm öğretmenlerin bir arada olduğu, ötekileştirilmediği tek bir sendika istiyorum.”

Bir başka öğretmen ise sendikaların çalışanların haklarını korumak, birlik ve dayanışmayı sağlamak, toplu bir tavır göstermek ve bu sayede çalışma koşullarını iyileştirmek, hakkını almak için kurulduğunu söyledi. Sendikaların şu an toplu pazarlık ve toplu sözleşme dışında bir işe yaramadığını düşünen öğretmen, sendikalarda çalışanların haklarını korumak yerine siyasi çekişmelerin ön plana çıktığını dile getirdi. Öğretmen, “15 Temmuz darbe girişiminden sonra bazı sendikaların üyelerinin tamamı ihraç edildi. Arada bir sürü masum insan sendikaya üye olduğundan dolayı mesleğinden oldu. Arkadaş ricası, hatır ilişkisi, müdür baskısı gibi nedenlerle sendikaya üye olanlar bir gecede terörist ilan edildiler. Çalışanların haklarına önem vermeye başlayana kadar sendikalar dahil olmak mantıklı gelmiyor” dedi.

Etimesgut’ta ortaokulda çalışan Eğitim Bir-Sen üyesi bir öğretmen maaşlarının vahim durumda olduğunu dile getirdi. Her türlü tüketim ürününe yüzde 50’den fazla zam gelmesine rağmen maaş artışlarının yüzde 3’te kaldığını anlatan öğretmen, markete gidince doğru düzgün bir şey alamadığını söyledi.

SENDİKALARA ‘PARTİ GÖZÜYLE’ BAKILIYOR

Aynı okuldan Eğitim-İş üyesi bir öğretmen de işyerlerinde ciddi sıkıntı yaşadıklarını ama ses çıkarmaya çalıştıklarında tek başına ellerinden bir şey gelmediğini söyledi. Sendikaların da son dönemlerde güven erozyonu yaşadığını belirten öğretmen, “İnsanlar sendikalara parti gözüyle bakıyor. Bunda sendikaların da suçu var elbette. Hal böyle olunca sendika bir meslek örgütü, emek örgütü olmaktan uzak kalıyor. Sorunlarımızla ilgili kısa vadede sonuç almak isteniyorsa sendikaların asgari müşterekte buluşması lazım” dedi.

evrensel.net

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here